Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası (Kamu-Sen) Başkanı Metin Atan, hayat pahalılığı ve temel tüketim ürünlerindeki fiyat farklarına dikkat çekerek hükümete denetimleri artırma çağrısında bulundu. Atan, kamu yönetimi ve Meclis’in çalışma düzeninin de kapsamlı şekilde yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.
“Et fiyatlarında neden bu kadar büyük fark var?”
Güney ve Kuzey Kıbrıs’taki et fiyatlarını karşılaştıran Atan, Güney Kıbrıs’ta bir kilogram etin yaklaşık 600 TL seviyesinde olduğunu, Kuzey Kıbrıs’ta ise fiyatların bin 800-900 TL civarına kadar çıktığını belirtti.
Aradaki fiyat farkının sorgulanması gerektiğini ifade eden Atan, “Denetimi neden yapmıyorsunuz, neden yapamıyorsunuz?” diye sordu.
Devletin temel sorumluluklarından birinin vatandaşın ekonomik koşullar karşısında korunması olduğunu vurgulayan Atan, fiyatların etkin şekilde denetlenmesi gerektiğini savundu.
“Meclis beş gün çalışmalı”
Yaklaşan seçim sürecine de değinen Atan, vatandaşların siyasi partilerin ortaya koyacağı vaatleri geçmiş dönemlere kıyasla daha dikkatli değerlendireceğini söyledi.
Meclis’in çalışma sistemine ilişkin eleştirilerde bulunan Atan, milletvekillerinin kamu görevi yürüttüğünü hatırlatarak Meclis’in haftada beş gün çalışması gerektiğini ifade etti.
İşe gelmeyen milletvekillerinin maaşlarından kesinti yapılması gerektiğini savunan Atan, KKTC’deki 50 milletvekili sayısının da yeniden tartışılabileceğini belirtti.
Atan, milletvekili sayısı, çalışma düzeni, maaşlar ve sorumlulukların birbirinden bağımsız değil, bütünlüklü bir kamu yönetimi anlayışı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
“Asgari ücretliyi, özel sektör çalışanını ve esnafı koruyun”
Tartışmanın yalnızca milletvekillerinin aldığı maaşlara indirgenmemesi gerektiğine işaret eden Atan, esas meselenin vatandaşların ödediği vergilerin karşılığında aldığı kamu hizmetinin niteliği olduğunu söyledi.
Hükümete çağrıda bulunan Atan, “Hükümet olarak vatandaşı korumak zorundasınız. Asgari ücretliyi, özel sektör çalışanını, küçük esnafı korumak zorundasınız” ifadelerini kullandı.
Devletin görevinin güçlü kesimleri daha da güçlendirmek değil, ekonomik koşullar karşısında vatandaşın ezilmesinin önüne geçmek olduğunu vurguladı.

