Kıbrıs Rum basınında yer alan dikkat çekici bir iddia, Kıbrıs sorununun geleceğine dair yeni bir müzakere çerçevesi üzerinde çalışıldığı yönünde tartışma yarattı. Politis Gazetesi Direktörü Dionysis Dionysiou, Birleşmiş Milletler’in yaz aylarında genişletilmiş bir konferans hazırlığında olduğunu ve bu süreçte taraflara yeni bir çözüm taslağı sunulabileceğini öne sürdü.
İddiaya göre BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin, önceki arabuluculardan daha aktif bir diplomasi yürütüyor ve yalnızca liderlerle değil, farklı siyasi aktörler, akademisyenler ve uluslararası temsilcilerle yoğun temaslar gerçekleştiriyor. Amaç, geçmiş müzakere modellerini tekrar etmek yerine tarafları masaya çekebilecek daha esnek bir zemin oluşturmak.
Dionysiou’nun yazısında en dikkat çeken bölüm ise üzerinde çalışıldığı öne sürülen yeni model oldu. Buna göre ortaya çıkabilecek yapı, Rum tarafınca “iki bölgeli iki toplumlu federasyon”, Türk tarafınca ise “konfederasyona yakın bir sistem” olarak değerlendirilebilecek esnek bir çerçeveye dayanıyor.
Bu modelin merkezinde, toprak düzenlemeleri karşılığında siyasi ve ekonomik açılımlar yer alıyor. Maraş, Güzelyurt ve Mesarya gibi bölgelerde olası toprak düzenlemeleri gündeme gelirken, buna karşılık Kıbrıslı Türklere doğrudan ticaret, doğrudan temas ve doğrudan uçuş gibi alanlarda ilerleme sağlanması öngörülüyor.
Yazıda ayrıca iki ila üç yıllık bir geçiş süreci planlandığı, bu dönemde hem toprak iadesi hem de ekonomik açılımların kademeli şekilde devreye alınabileceği iddia ediliyor.
Dionysiou’ya göre yeni modelde merkezi yönetimin yetkileri sınırlı olacak. Dış politika, AB ilişkileri ve güvenlik gibi alanlar merkezde kalırken, günlük yönetimin büyük bölümünün iki kurucu devlete bırakılması planlanıyor. Ayrıca dönüşümlü başkanlık sistemi ve ortak yürütme yapıları da seçenekler arasında yer alıyor.
Güvenlik ve garanti sistemi konusunda ise NATO modeli tartışmalarının gündeme gelebileceği, adada farklı ülkelerin askerî varlığını içeren yeni bir güvenlik düzeni ihtimalinin değerlendirildiği ileri sürülüyor.
Öte yandan çözüm sürecinin Türkiye–AB ilişkileri ve doğal gaz başlıklarıyla da bağlantılı ilerlediği, Gümrük Birliği ve enerji iş birliği gibi alanların pazarlık sürecine dahil olabileceği iddia ediliyor.
Yazının sonunda ise yeni yaklaşımın, ne klasik federasyon ne de iki devletli çözüm modeline tam olarak uyduğu; bunun yerine iki yaklaşım arasında “esnek bir Avrupa çözümü” arayışı olduğu ifade ediliyor.

