Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs sorununa ilişkin tarafların dile getirdiği “çözüm iradesi” söylemlerini değerlendirerek, sorunun tanımı konusunda ortak bir anlayış bulunmadığı sürece bu iradenin sonuç üretmeyeceğini savundu.
Ertuğruloğlu, “Sorunun tarifinde mutabakat yoksa, çözüm iradesi bir anlam taşımaz” ifadelerini kullandı.
“İki tarafın da çözüm iradesi varsa neden sonuç alınamıyor?”
Yazılı açıklamasında Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesine sahip olduğunu sık sık dile getirdiğini belirten Ertuğruloğlu, kendisinin de bu görüşe katıldığını kaydetti.
Rum liderliğinin de çözüm iradesine sahip olduğunu açıkladığına işaret eden Ertuğruloğlu, “İki tarafın da çözüm iradesi varsa, yıllardır süren müzakerelerden neden hiçbir sonuç alınamamaktadır?” sorusunu yöneltti.
Kıbrıs meselesindeki temel ayrılığın tarafların “sorun” ve “çözüm” tanımlarından kaynaklandığını savunan Ertuğruloğlu, bir tarafın çözüm olarak değerlendirdiği yaklaşımın diğer taraf açısından sorun olarak görüldüğünü belirtti.
BM ve AB’ye eleştiri
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorununa yönelik tutumlarını da eleştiren Ertuğruloğlu, bu yapılardan çözüm beklenmesinin sonuç vermeyeceği görüşünü dile getirdi.
Ertuğruloğlu, BM Güvenlik Konseyi’nin sorunun oluşmasında, Avrupa Birliği’nin ise mevcut durumun pekişmesinde rol oynadığını savundu.
“Asıl sorun statü eşitsizliği”
Kıbrıs’taki temel meselenin statü sorunu olduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, Rum tarafının “devlet”, Kıbrıs Türk tarafının ise onun altında bir “toplum” olarak değerlendirilmesinin çözümün önündeki temel engellerden biri olduğunu ileri sürdü.
Ertuğruloğlu, taraflar arasındaki statü eşitsizliği devam ettiği sürece çözüm beklentisinin gerçekçi olmayacağını belirtti.
“Zaman ve statü kaybından ibaret”
Sorunun tanımı konusunda ortak bir anlayış oluşturulmadan yalnızca “çözüm iradesi” söyleminin yeterli olmayacağını vurgulayan Ertuğruloğlu, diğer yaklaşımların zaman ve statü kaybına yol açacağını savundu.
Ertuğruloğlu, “Sorunun tanımında ortak bir anlayış bulunmadığı sürece, tarafların çözüm iradesine sahip olduğunu beyan etmesi hiçbir anlam taşımamaktadır” ifadelerini kullandı.

