Kamu-Sen Genel Başkanı Metin Atan, temmuz ayında açıklanacak altı aylık hayat pahalılığı oranının yüzde 17 ile 18 arasında gerçekleşmesini beklediklerini söyledi. Son dönemde yapılan zamların vatandaşın alım gücünü daha da düşürdüğünü belirten Atan, hayat pahalılığı ödeneğinin tartışma konusu yapılmaması gerektiğini vurguladı.
Ada TV’de yayınlanan Gündem Özel programında değerlendirmelerde bulunan Atan, ilk beş aylık hayat pahalılığı oranının yüzde 14,33’e ulaştığını hatırlatarak, elektrik, tüp gaz ve temel tüketim ürünlerine yapılan son fiyat artışlarının da etkisiyle altı aylık oranın yüzde 17-18 bandına çıkabileceğini ifade etti.
Vatandaşın zamların etkisini maaşlara yansımadan önce hissettiğini söyleyen Atan, “Fiyat artışları alışveriş sırasında zaten vatandaşın cebinden çıkıyor. Hayat pahalılığı ödeneği bunun telafisi niteliğindedir.” dedi.
Maliye Bakanlığı’nın daha önce yüzde 12 seviyesinde öngördüğü hayat pahalılığı tahmininin gerçekleşmediğini savunan Atan, denetim eksikliği, kayıt dışı ekonomi ve fiyat kontrolündeki yetersizliklerin enflasyonu artıran temel nedenler arasında bulunduğunu dile getirdi.
“Hayat Pahalılığı Değil, Hayat Ucuzlamalı”
Hayat pahalılığı ödeneğinin yılda iki kez ödenmesinin yasal zorunluluk olduğunu hatırlatan Atan, ödeneğin azaltılması, ertelenmesi ya da farklı dönemlere bölünmesine yönelik önerilere karşı olduklarını söyledi.
Asıl çözümün maaş artışlarını tartışmak değil, yaşam maliyetini düşürmek olduğunu ifade eden Atan, etkin piyasa denetimi, vergi adaletinin sağlanması ve kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmesi gerektiğini belirtti.
“Temel Gıdada Fiyat Farkı Vatandaşı Güney’e Yönlendiriyor”
Kuzey ile Güney Kıbrıs arasındaki fiyat farkına da dikkat çeken Atan, özellikle et, süt ve tavuk gibi temel gıda ürünlerinde oluşan yüksek fiyat nedeniyle vatandaşların Güney Kıbrıs’tan alışveriş yapmayı tercih ettiğini söyledi.
Güney’de yaklaşık 12 euroya satılan bir kilogram etin Kuzey Kıbrıs’ta kasaba göre 1.600 ile 1.900 TL arasında değiştiğini belirten Atan, fiyat karşılaştırmalarında temel tüketim ürünlerinin esas alınması gerektiğini ifade etti.
Temizlik ürünlerinde de benzer fiyat farklarının bulunduğunu kaydeden Atan, birçok kalemde Kuzey Kıbrıs’taki fiyatların daha yüksek olduğunu savundu.
Elektronik Etiket ve Denetim Eleştirisi
Elektronik fiyat etiketi uygulamasının hayata geçirilmediğini öne süren Atan, marketlerde fiyat şeffaflığının sağlanamadığını belirterek devletin serbest piyasa gerekçesiyle denetim görevinden kaçmaması gerektiğini söyledi.
Tüketici sepetinin güncellenmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü aktaran Atan, bu düzenlemenin etkisinin ancak gelecek yıl daha net görülebileceğini ifade etti.
“HP Ödeneği Pazarlık Konusu Olamaz”
Hayat pahalılığı ödeneğinin çalışanların kazanılmış hakkı olduğunu vurgulayan Atan, vatandaşın zamlı fiyatlarla alışveriş yaptıktan sonra ödeneğin ne kadarının verileceğinin tartışılmasının doğru olmadığını söyledi.
Ödeneğin bir bölümünün sonraki döneme bırakılması yönündeki önerileri de eleştiren Atan, çalışanların haklarının eksiksiz ve zamanında ödenmesi gerektiğini belirterek, hayat pahalılığı ödeneğinin hiçbir şekilde pazarlık konusu yapılamayacağını ifade etti.

